Başlangıç notu: Bu yazı 1 ay önce yazılmış olup, teknik nedenlerle gecikmeli olarak yayınlanmıştır
Ne zamandır bloguma kişisel yazı yazmıyordum. İnsanları benim yaşadıklarım, yaptıklarım ne ilgilendirir diyerek o tarz yazıları yazmayı bırakmıştım ki Ankara – Eskişehir hattında Yüksek Hızlı Tren’de birşeyler yazmak geldi içimden…
Evet şuan bu yazıyı trenden yazıyorum, bilmiyorum kablosuz internet var mı denemedim ama Vodafone 3G harika bir şekilde çekiyor trenden. Sadece hareketten dolayı zaman zaman kopmalar yaşanıyor. Ama yeterli. Tren konforlu ve korkutmayacak kadar da hızlı!

Neyse, gelelim bana. Bir iki yıldır okul – staj – iş üçgeninde dönüp dönüp duruyorum. Ve bu süre içinde de hiç tatil imkanım olmadı maalesef. Normalde bugünlerde de Kıbrıs’ta olacaktım ancak uzun süredir üzerimde biriken stres sonunda patlak verdi. Zaten son 3 aydır bahar yorgunluğu yaşar gibi sürekli bir yorgunluk halindeydim. Geç yatıyor, 12 saat uyumadan da uyanmıyordum. Finaller geldi geçti -nasıl geçtiğini sormayın bile- bir kaç gün daha Kıbrısta takıldıktan sonra daha fazla dayanamayacağımı anladım ve bir gece aniden Ankara’ya bilet aldım. İstikamet Eskişehir! Oradan Balıkesir, Altınoluk, Ayvalık ve hatta belki Çeşme…
Bu arada bir de normal şartlar altında bu dönem mezun olmam gerekiyordu ancak bir dönem uzattığım için şimdi oturmuş bütün arkadaşlarımın bir bir gidişini izliyorum… Dün gece yola çıkmadan önce çiçeği burnunda mezunlarımızın yanına gittim keyif yapıyorlarmış
Senelerdir aklımdaydı o mezuniyet kepini giymek, sonunda giyebildim!!! Buyrun fotosu ![]()
Ha bir de beni az daha ağlatacaklardı… Sevdiklerinden ayrılmak, hepsinin birden senden ayrılacağını bilmek ve o neşeli hiç susmayan grubunla belki bir daha hep beraber bir araya gelemeyeceğini bilmek insanın içini burkuyor. Boğazım düğümlendi kısacası dün akşam vedalaşırken…
Neyse çok duygusala girmeden bitirsem iyi olacak bu yazıyı
Umutlu bir şekilde yollara döküldüm, kafamı toparlamak yeniden olumlu, neşeli ve boşvermesini bilen Burak olarak geri dönmeyi umuyorum…
Sevgiler hepinize
Basit bir dille Sosyal Medya ve Sosyal Medya Pazarlaması’nı anlattığım sunumumum:
18 Nisan Pazartesi günü ortaya çıkan “İnanılmaz Evlenme Teklifi” adlı videonun “İnanılmaz Viral Başarısı”nı anlatan bir yazı bu. Sosyal medya’nın başarısını anlamamakta ısrar eden arkadaşlar okusun diye yazılmıştır. Sayılarla ve diğer viral reklam örnekleriyle işte karşınızda THY’nin virali!
Viral Reklam Nedir? “Viral reklam, İnternet üzerinde büyük çoğunlukla video yapımı olarak e.posta yolu veya video paylaşım sitelerinde kullanıcıların ağızdan ağıza yöntemi ile yaydıkları bu yüzden de viral yani virüse benzetilen kendi kendine yayılan yeni nesil bir reklam metodudur.” Kaynak: Wikipedia
Önce videoyu izlemeyenler veya tekrar izlemek isteyenler için tekrar paylaşalım:
Ve Viralin Kanıtı:
Şimdi ise bu video için neden başarılı diyorum, onu gösterelim:

Facebook Search kısmına "İnanılmaz Evlenme Teklifi" yazıp beklerseniz o ana kadar ne kadar paylaşıldığını siz de görebilirsiniz.
Kısacası bu video sadece facebook’ta 19 Nisan 2011 saat 18:30 itibariyle 610 bin defa paylaşılmış. Kaç defa izlenildiğini bilemiyorum bile… Daha da anlayacağınız dilden söylemek gerekirse, kabaca şuan Türkiye’de YARIM MİLYON insan, bu adamın kız arkadaşına evlenme teklifi edebilmek için Shop & Smiles kartıyla bütün dünyaya bedavaya uçtuğunu sanıyor.
Hakkında haberler yapılmaya başlanmış, blog yazıları yazılmış. Ve halen daha bazı insanlar bunun reklam olamayacağını iddaa etmekle meşgül
Buraya kadar okuyup, hala daha viral diyorsanız bir de sosyalmedya.co’nun şu yazısını okuyun: “Viralin Kokusunu Aldık: İnanılmaz Evlenme Teklifi”
Markalar neden viral video çekmek istiyor? Bu kadar masraf yapmaya değer mi?
Bunu açıklamak için ben uğraşmayacağım, aşağıdaki bigumigu sunumlarına bakmanız, ardından altındaki videoyu izlemeniz yeterli.
Fulya’nın İntikamı Viral Reklam Başarısı from Bursa Tv on Vimeo.
Facebook 3 gün önce yeni yorum sistemine geçti. Bu yorum sisteminin bir özelliği ise yorumlarınızı yazdıktan belli bir süre sonra değiştirebiliyor olmanız!
Yorumunuzu yaptıktan sonra, x yani sil işaretine basmanız yeterli. Aşağıdaki resim gibi bir şeyle karşılaşacaksınız:
Yorumunuzu yazdıktan hemen sonra, denemelerime göre 1 dakika içinde, yorumunuzu kaldırmaya çalışırsanız silmek yerine size o yorumu düzeltme imkanı veriyor. Enter’a bastığınız zaman yorumunuzu yenisiyle değiştiriyor.
Facebook’ta eksik olan bir özellikti, özellikle imla hatalarını düzeltmek için yorumlarımızı silmek zorunda kalabiliyorduk. Friendfeed ekibinin elinden çıkmışa benziyor…
Cüneyt Özdemir’in Dipnot.tv‘sini bilmeyen, duymayan, hiç ziyaret etmemiş olanınız var mı halen daha aranızda? Türkiye’de ortalama bir Facebook kullanıcısının 56 dakika geçirdiği sosyal medyanın bir parçası olarak eğer halan daha dipnot.tv’den bihaberseniz, biraz facebooktan dışarı çıkma zamanınız gelmiş demektir.
Bu öneriyi ciddiye alıyorsanız size bir kanyağım var:
Dipnot.tv CNN Türk’teki 5N1K’dan tanıdığımız Cüneyt Özdemir’in başını çektiği bir internet medyası. Büyük patronların ve holdinglerin sahibi olduğu geleneksel basına Türkiye’de meydan okuyabilen en başarılı ve dikkat çeken yatırımlardan birisi.
Günümüzde geleneksel medyanın -kısacası tv kanalları, gazeteler, dergiler vs.- belli bir sistemin parçası olup, haberlerini kamuoyuna ne derece doğru yansıttığını herkes tahmin ediyor ve biliyor artık. Tek bir haberin, tek bir konuşmanın farklı görüşleri savunmak veya farklı amaçları yerine getirmek için değişik medya araçlarında nasıl çarpıtılarak yayınlandığına tanık oluyoruz bol bol.
İşte sosyal medya ve yeni medya düzeni tam bu noktada devreye giriyor. İnsanların artık geleneksel medyanın ne durumda olduğunu anlaması ve yeni medya düzenini her geçen gün daha fazla keşfetmesiyle doğru ve tarafsız habere ulaşmada interneti kullandığı bir noktadayız. Eskiden saatlerce televizyonun başına oturup haber ve tartışma programları izleyen babalarımız bile artık gün boyu çeşitli internet sitelerinde dolaşıp farklı farklı yerlerden aynı haberleri okuyor.
İnsanlar toplumsal olaylara tepkilerini internetten veriyor, büyük devrimlerin kaynağını da artık sosyal medya oluşturuyor. Birkaç örnek vermek gerekirse:
İsrail’in Mavi Marmara saldırısına tepki vermek için twitter’ın nasıl kullanıldığını ve İsrail Hükümetinin bu tepkiyi dindirmek için youtube’a koyduğu videoları hatırlamak gerekir…
Bu da yetmezse daha yakına gelelim, Mısır, Tunus ve Libya’da devrimin tohumlarının internette nasıl atıldığını hatırlayalım. Diktatörler kendilerini kurtarabilmek için internetin fişini bile çekmeyi göze alabildiler.
Tüm bunlar olurken biz bu yeni medya kaynaklarındaki haberlerle, o ülkelerdeki geleneksel basın kaynaklarının nasıl tezat haberler yolladığını gözlerimizle gördük. Geleneksel medya ile yeni medya arasındaki o kalın çizginin ne olduğunu anlayabilmek için yeterlidir heralde bu…
Bizim ülkemiz sosyal medya kullanımı konusunda çok iyi bir konumda fakat yeni medya düzeninin henüz fazla yer bulabildiğini söylemek güç. Her geçen gün bu konuda yeni girişimler ortaya çıkıyor, işte onlardan biri de Dipnot.tv!
Dipnot.tv’ye girin ve hakkında kısmını okuyun. Bir satırında “Ekmeğini yediğimiz bu topraklara, insanını sevdiğimiz bu ülkeye borcumuz var.” demiş dipnot.tv ekibi… Basının bize olan “doğru habere ulaşma” borcu diye düşünüyorum ben bu sözleri. Kısacası Dipnot.tv ülkemizdeki tarafsız ve en önemlisi bağımsız yeni medya boşluğunu doldurmak için devreye giren bir araç. Hem de geleneksel medyadan gelen bir adamın başını çektiği bir mecra bu.
Cüneyt Özdemir Okan’a telefonla bağlanmış ve Libya’ya başlayan harekatın sosyal medyada başarılı bir şekilde haber yapılmasını kastederek diyor ki: “Libya’da başlayan savaş ile, bu gece bence tarihi bir şey yaşıyoruz. Haber kanallarının çuvalladığı ve pek çok internet sitesinin yeniden doğduğu ve yeni medyanın imzasını attığı bir gece yaşıyoruz.” Kendisi de CNN Türk’te haber yapıyor hatırlatırım. Geleneksel medyadan ekmek yiyen bir gazetecinin bu derece cesur olabilmesi, insanların doğru haberlere ulaşabilmesi için kahramanca bir projeye kendini adamış olması sizce de gerçek bir habercilik örneği değil midir? (Cüneyt Özdemir’in Disko Kralında söylediklerini merak ediyorsanız, tıklayın.)
Zaten Cüneyt Özdemir, son derece net bir şekilde durumu aktarıyor. Artık çarpıtılmış haberleri bize zorla sunan geleneksel basına muhtaç değiliz. Ve doğru habere ulaşabilmek için, bu yeni medya araçlarını bol bol desteklemeliyiz. Türkiye’de örneği çok az olan bu mecrayı, bir ilk olduğu için ve gelirlerinin giderlerini karşılamamasına rağmen ayakta durmaya çalıştığı için kocaman kocaman alkışlamalıyız.
Holdinglerin sahibi olduğu basın mecralarının bile, iPhone’dan başka telefonlar için mobil uygulaması bulunmazken dipnot.tv’nin android ve iPad için dipnot.tv uygulamaları var. Bu işe ne kadar gönül verdiklerini sadece buradan bile anlayabiliriz.
Ne yalan söyleyeyim, Cüneyt Özdemir’e Fazıl Say’la twitter üzerinden giriştiği “arabesk yavşaklığı” tartışması sırasında gıcık olmuştum! Ve hatta o sırada kendisini takip etmeyi bile bıraktım. Ve benim dikkatimi dipnot.tv ‘yle tekrar çekene kadar da takip etmedim. Üzerine bir de gittim Kıbrıs’taki 2. Toplumsal Varoluş Mitinginden fotoğraf ve videoları ben yolladım. Durumu özetlerle ben bildirdim, dipnot.tv’de canlı canlı bu adreste yayınladı.
Bir çok arkadaşım bana deli misin sen ne uğraşıyorsun derken, sosyal medyanın gücüne kendine adamış bir insan olarak bu işe katkı koymaya çalıştım. Densizin biri mail atıp yalaka bile dedi bana.
Adam gitmiş, – Cüneyt Özdemir yani
– Dipnot.tv’ye kaynak yaratabilmek için tüm kurallarını yerle bir ediyor, bir reklamda oynuyor. Ve bizim akılsız insanımız bu cesareti, bu girişimi ve yürekliliği kıskanmasından olsa gerek, kutlayacağına onların cesaretini kırıcı sözler söylüyor. İşte bu bana dokunuyor arkadaş! Cüneyt Özdemir’in bu kösteklerle ilgili tweet’ini okuyunca aklıma Ömer Ekinci’nin şu yazısı gelmedi değil…
Aktivist yaşam biçimimin bir sonucu olsa gerek bu yazı… Yukarıda bahsetttiğim, Cüneyt Özdemir’in hevesini kırmak adına konuşup duran insanları görünce yazılmış bir yazıdır bu. Kolay değil, dev holdinglerin geleneksel medyasının karşısında, bağımsız bir medya organı kuruluyor. Ve açıkça meydan okumaya başlıyor. Gün gelecek bağımsız medya güçlendiği zaman mevcut sistem, bu güzelliği de yok etmeye çalışacak. İşte o gün, sizin ziyaretlerinizle bu bağımsız medya aracının dimdik büyük patronların ve politikacıların karşısında duruyor olması gerekecek. Ve evet, bunu sadece sizin ziyaretlerinizle yapacak.
Artık çağ, yeni medya düzeninin çağı…